Son dönem Türk tarihinin en tartışmalı isimlerinden olan Sultan Vahideddin bu kitapta siyasi kimliğiyle değil "kanuni-bestekar Mehmed Vahideddin" olarak yeralıyor ve ölümünden bu yana geçen 71 sene boyunca ailesi tarafından muhafaza edilen 41 adet bestesi ilk kez gün ışığına çıkıyor.
"Sultani Besteler"de notası yeralan 41 adet eser Şehzade Korkud'dan Üçüncü Murad'a, Üçüncü Selim'den İkinci Mahmud'a, Sultan Abdülaziz'e, Halife Abdülmecid'e ve çok sayıda şehzade ve sultana uzanan ırsi bir geleneğin, Osmanlı ailesindeki bestecilik geleneğinin halkalarındandır.
Bu eserler, Sultan Abdülmecid oğlu kanuni-bestekar Mehmed Vahideddin'in bir kısmı Dolmabahçe ve Yıldız saraylarının avizeli salonlarında, bir kısmı da San Remo'daki küçük bir sürgün villasının loş odasında örülmüş nağmeler dünyasının yansımasıdır.
Basından
Murat Bardakçı, Osmanoğullarının son padişahı Mehmed Vahideddin'in eserlerini "Sultani Besteler" adıyla kitaplaştırmış. Pan Yayınları arasında çıkan kitapta Bardakçı, okuru Vahideddin'in siyasi kimliğiyle değil, ilk kez kanuni-bestekar kimliği ile tanıştırırken önemli bir hizmet vererek, besteleri yayınlıyor. Murat'ın eline önce güfteler geçmiş. Güfteleri, Vahideddin'in hayatını konu alan ve yakında yayınlanacak olan "Şahbaba" isimli belgesel kitabına kaynak toplamak için gittiği Paris'te, Hanzade Sultan'ın evinde çlıştığı sırada bulmuş. Güfteler, Sultan'ın sürgün yıllarında kızı Sabiha Sultan'a gönderdiği mektuplarla berabermiş. "Aralarında hükümdarın kendi el yazısıyla eserlerinin listesi ve sadece bestelediği değil, bestelemek için topladığı yahut bizzat kaleme aldığı güfteler de bulunuyordu ve çoğu hasret ve ayrılık üzerineydi," diyor Murat Bardakçı.
Notalar ise hükümdarın bir başka torununda, Sabiha Sultan'ın Istanbul'da yaşayan büyük kızı Neslişah Sultan'daymış. Tamamı 39 adet olan besteleri Vahideddin, bütün hususi yazışmalarında olduğu gibi kurşun kalem ile yazmış. Kitabın yazarı eserleri yayınlama imkanını ve iznini verdikleri için, Sultan Vahideddin'in zarif torunlarına şükranlarını ifade ediyor ve okuru Sultani nağmeleri ile başbaşa bırakıyor.
İlginç bir çalışma, meraklılarına duyurulur.
(Ayça Atikoğlu, Milliyet, 24 Aralık 1997)
Murat Bardakçı'nın son Osmanlı padişahı Vahideddin'in bestelerinden oluşan Sultani Besteler (Pan Yayınları) kitabı önemli bir çalışma, devlet adamlığı ile estetiğin münasebetini sergilemesi açısından.
Bardakçı, Saray ve Sürgün Şarkıları başlıklı girişinde besteci Sultan'ı şöyle değerlendiriyor: "Son dönem Türk tarihinin en tartışmalı isimlerinden olan Sultan Mehmed Vahideddin, bu kitapta siyasi kimliğiyle değil, kanuni-bestekar Mehmet Vahideddin olarak yer alıyor ve 71 seneden bu yana ailesi tarafından muhafaza edilen besteleri ilk defa gün ışığına çıkıyor.
Hükümdarı bizzat tanımış olanlar, Sultan Vahideddin'in kanun çaldığını söylüyorlar. Hatta, son padişahın San Remo'daki sürgün kafilesinden bugün hayatta bulunanlar, dünyadan elini- eteğini çekmiş hükümdarın tek zevkinin bir odaya kapanarak saatler boyu kanun çalmak ve eser bestelemek olduğunu anlatıyorlar..." Cumhuriyetin büyük devlet adamı İsmet İnönü'nün Pembe Köşk'teki anma toplantısında da genç bir müzikçi onun çellosuyla konser verdi.
Biri; yıkılan bir imparatorluğun son temsilcisi. Diğeri; yeni bir cumhuriyetin kurucularından uluslararası önemde bir devlet adamı. Ben, estetik dünyamda ikisini de siyasal inançlarından arınmış bir kimlikte, müziğin dinlendirici, teselli edici platformunda buluşturdum.
Belki İnönü de devlet çarkını döndürmekten yorgun düştüğü, umutsuzluğa kapıldığı anlar, Vahideddin gibi odasına çekilip çellosunun yayını çekerdi. İkisi de müziğin soyutlayıcı evreninde huzur bulurlardı.
Müziğin kaderi, gücü siyasetten çok daha güçlü. Hangi kuvvet ikisini bir yazıda birleştirebilirdi?
(Doğan Hızlan, Hürriyet, 31 Aralık 1997)
Kitaptan Bir Bölüm
Son dönem Türk tarihinin en tartışmalı isimlerinden olan Sultan Mehmed Vahideddin, bu kitapta siyasi kimliğiyle değil,
Kanuni bestekar Mehmed Vahideddin olarak yer alıyor ve 71 seneden bu yana ailesi tarafından muhafaza edilen besteleri ilk defa gün ışığına çıkıyor.
Bu eserlerin yayın aşamasına gelinceye kadarki serencamı, bir hayli ilginçtir...
Elime, eserlerin önce güfteleri geçti. Güfteleri, Vahideddin'in hayatını konu alan ve yakında yayınlanacak olan Şahbaba isimli belgesel kitabıma kaynak toplamak maksadıyla, hükümdarın torunlarından Hanzade Sultan'ın Paris'teki evinde çalıştığım sırada buldum. Sultan Vahideddin, sürgün yıllarında kızı Sabiha Sultan'a bir hayli mektup göndermiş, Sabiha Sultan, babasının 1926'daki vefatından sonra, bunları 45 sene boyunca bir çanta içinde muhafaza etmişti. 1971'de Sabiha Sultan'ın da vefatıyla çanta onun kızı Hanzade Sultan'a intikal etmişti ve güfteler, işte bu mektuplarla beraberdi. Aralarında hükümdarın kendi elyazısıyla eserlerinin listesi ve sadece bestelediği değil, bestelemek için topladığı yahut bizzat kaleme aldığı güfteler de bulunuyordu ve çoğu hasret ve ayrılık üzerineydi...