Klee, Chillida, Macke, Braque, Feininger, Dufy... ve daha başkaları. Bach'ın müziğinden nasıl etkilendiler? Bu çok yanlı ve çok katmanlı müzik hangi sanatçıyı hangi yanıyla etkiledi? Etkiler resimlere nasıl yansıdı?
Uzun süreden beri resim-müzik ilişkileri üzerinde çalışan Nazan İpşiroğlu bu kitabında, sanatçıların ilgilerinin, neden Bach'ın döneminden bir başka bestecide değil de Bach'da odaklandığına yanıt arıyor.
Basından
"Tüm partiler aynı yoğunlukta ve önemde işlenince, insan belirgin bir partiyi izlemekte zorlanıyor. Kısaca bu yapılanlar, tıpkı bir zamanlar Bay von Lohenstein'ın şiirde yaptıklarına benziyor. Gösteriş ve şaşaa, her ikisini de doğallıktan yapay olana ve yüce olandan karanlık olana sürüklüyor."
Bu satırlar, 14 Mayıs 1737 tarihinde Hamburg'da yayımlanan "Der Critische Musikus" adlı dergide Johann Adolph Scheibe tarafından yazılan bir eleştiride yer alıyordu. Yazıda isim verilmemekle birlikte, eleştiri oklarının hedefi olan Johann Sebastian Bach idi. Bestecinin yaşadığı yıllarda, çağdaşları tarafından böylesine acımasızca eleştirilmesi bi ze oldukça garip ve anlaşılmaz gelse de, Bach'ın müzik dünyasına damgasını vurmasının ancak 19. yüzyılın ortalarına doğru olduğunu unutmamak gerek. Günümüzde herkesin klasik müziğin temel taşı olarak kabul ettiği bu büyük bestecinin, kendinden sonra gelen müzisyenleri ve sanatçıları nasıl etkilediği konusunda yazılan kitapların sayısı oldukça kabarıktır. Geçen günlerde bunlara bir yenisi daha eklendi ve Nazan İpşiroğlu'nun "20. Yüzyıl Sanatında J.S. Bach" isimli çalışması Pan Yayıncılık tarafından yayımlandı. Kitap iki açıdan önemli: Birincisi,ülkemizde bu alandaki çok az sayıda kitaba bir yenisinin eklenmiş olması sevindirici. İkinci ve asıl önemli neden, müzik ve resim üzerine önceki yıllarda son derece ilginç araştırmalar yapan Nazan İpşiroğlu'nun en son çalışması olması.
Kitap iki ana bölümden oluşuyor: İlk bölümde 19. ve 20. yüzyılda müzik çevresinde Bach alımlaması üzerinde durulduktan sonra ikinci bölümde 20. yüzyıl sanatında BachÕın etkileri anlatılıyor. Ayrıca ressam Paul Klee ve heykeltıraş Eduardo Chillida'nın eserlerinde müziğin ve Bach'ın etkileri derinlemesine inceleniyor. Kitabın sonuna eklenen 34 renkli resim, anlatılanların görsel olarak da algılanmasına yardımcı oluyor.
Kitabın ilk bölümünde, Bach'ın kendinden sonra gelen müzisyenler üzerindeki etkisiyle, Maurcio Kagel ve Arvo Part gibi çağdaş bestecilerin Bach ile "hesaplaşmaları" üzerinde durulmuş. Ayrıca Bach'ın müziğiyle çeşitli etnik müziklerin ve cazın birarada kullanıldığı bazı çalışmaların ana fikirleri araştırılmış (Bach to Africa, Bach in Brasil gibi). Ancak kitabın bence asıl ilginç yanı Bach'ın plastik sanatlar üzerindeki etkilerinin araştırıldığı ikinci bölüm.
İpşiroğlu 20. yüzyıl başlarındaki sanatçıların Bach'ın müziğine ilgi duymalarının nedenlerini araştırırken çok yerinde bir saptamayla şunları yazmış: "Yüzyılın başında yoğun bir arayış içinde olan sanatçılar, bu müzikte kendi düşünceleri doğrultusunda bir şeyler bulabiliyorlardı. Neydi bunlar? Satırbaşlarıyla şöyle sıralayabiliriz: Devinim, Çokseslilik, Eşzamanlılık, Çokkatmanlılık, Yapı, Zaman-Mekân Bütünlüğü, Parça-Bütün İlişkisi, İfade ve Anlatımın Yapıtın Dokusuna Sindirilmesi, İmgeselllik, Simgeler." (s. 38)
Gerçekten yukarıda sıralanan özellikler Bach'ın bütün eserlerinde kendini hissettiren temel taşlardır ve son derece bilinçli bir şekilde yan yana gelerek ana yapıyı oluşturur. Bach'ın böylesine başarılı bir " yapı ustası" olmasının pek çok nedeni sayılabilir: Kendinden önceki bestecilerin eserlerini büyük bir sabırla incelemesi ve bir dönem, çalıştığı sarayların kitaplığında bulunan İtalyan bestecilerin notalarını en ince detaylarına varıncaya dek araştırması akla gelebilecek ilk nedendir. B u sayede kendi müziğini nereye oturtması gerektiğini çok iyi saptayabilme olanağına kavuşmuştur. Bu alçakgönüllü yaklaşımın bir nedeni de, Bach'ın kendini daha basit müzikçi, bir zanaatkâr olarak görmesidir. Sürekli yineleyerek ustalık kazanacak bir iş gibi gördüğü müzikçilik, yüzyıllar boyunca ailesinin çok iyi yaptığı bir meslek olarak ona kadar ulaştığına göre, onun yapması gereken, elinden geldiğince iyi çalışarak aile mesleğini devam ettirmekti.
....Nazan İpşiroğu yeni kitabı Bach'ın sanatçılar üzerindeki etkilerinin ne boyutlara ulaştığı üzerine derinlemesine düşünmemizi ve yeni araştırmalara yönelmemizi sağlıyor. Böylesine bir kitabın Türkçe yazılmış olması ne denli sevindiriciyse, basılması için bir yıla yakın bir süre beklemek zorunda kalması da o denli düşündürücü.
(Aydın Büke, Cumhuriyet Kitap Eki, 11 Nisan 2002)