Türk popunun günümüzdeki üretilme ve sunulma biçimden, aynılığından, çok starlı ama kalitesiz durumundan, kısaca hal-i pür melalinden popla geçinenlerden sokaktaki tüketicisine kadar herkes şikayetçi. Elinizdeki kitap, herşeyin birbirine girdiği şu günlere nasıl gelindiğini incelemek, biraz da sorgulamak niyetiyle hazırlandı. Bunun için de bir ideolojik tüketim kültürü olarak "pop" kavramının değerlendirilmesinden, popüler kültür ürünlerini tüketecek egemen değer yargılarından özerk kişiliğe sahip bir gençliğin olmamasına, "ancak Türkiye'de rastlanır cinsten" durum örneklerle anlatılıyor ve tartışılıyor. Bu arada Türkiye'de pop müziğin tarihsel gelişimine de bu kitapta kaçınılmaz olarak yer verildi. Konunun genişliği ve değişik görüşleri de içerebilmesi açısından değişik alanlardan konuyla ilgili şu insanlarla yapılmış söyleşiler de kitabın kapsamı içerisinde: Bülent Ortaçgil (müzisyen), Garo Mafyan (aranjör, besteci), Aysel Gürel (söz yazarı), Şanar Yurdatapan (besteci, aranjör, yapımcı), Orhan Tekelioğlu (sosyolog, pop müzik araştırmacısı), Bülent Somay (müzisyen, yazar), Hasan Saltık (Kalan Müzik'in sahibi, prodüktör), Mehmet Söğütoğlu (İstanbul Plak'ın sahibi, Tarkan ve Mirkelam'ın yapımcısı), Taner Öngür (Moğollar elemanı, tonmaister), Doğan Şener (eski Hey dergisinin yayın yönetmeni), Önder Focan (caz müzisyeni).
Kitaptan Bir Bölüm
Pop Dedikleri: Sevsen Öldürürler, Sevmesen Öldün
Pop nedir? Masada üretilir, heryerde tüketilir. Adamı zengin eder, rezil de... Ayağa düşürür, bugün gelir, yarın kaçar, bazen ilelebet payidar kalacağı tutar...
Pop, bunların hepsi birden belki. Tersi de doğru.
Pop, genellikle masada üretilir. Ama 5. Senfoni de bir ara pop olmuştu. Reha Muhtar, jenerik müziği yaptığından beri Carmina Burana da pop. Loreena McKenneth, geçen yıla kadar elitti. Şimdi İstiklal Caddesi'ndeki bütün plakçılarda, kitapçılarda, cafelerde çalıyor.
Pop yani. Masada mı üretildi?
Pop, zengin eder. Bunu herkes bilir. Ama Türkiye'nin ilk popstarı, yıllarca genç kızların onun için paralandığı adam, Erol Büyükburç neden zengin değil? Kumar alışkanlığı da yok oysa...
Pop, rezil eder. Emre o kadar uğraştı, güzel kızları kumsala doldurup yerlerde süründü, saçlarını bir uzattı, bir kazıttı, herşeyi denedi.
Akın o kadar klip çekti, cep telefonunu denize bile attı bu uğurda. Gönül Gül, ateş dansları yaptı, soyundu dökündü, "bi hoş" baktı.
Hergün televizyona çıktı hepsi. Kimse iplemedi bile. Ajlan, Mine, Melis Sökmen caz söylüyordu. Şimdi popçu oldular. Ünlüler de.
Ama hâlâ kaset satamıyorlar. Onur Akın klip uğruna Vos Vos'unu yaktı. Olan Vos Vos'a oldu. N'apacağız şimdi?
Basından
Metin Solmaz'ın Türkiye'de Pop Müzik - Dünü ve Bugünü ile Bir İnfilak Masalı (Pan Yayıncılık, 1996) adlı kitabı, bütün müzik severlerin (sahi, 'müzik sevmeyenler' kim!) kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap. Türkiye'de Pop Müzik, bıkkınlık verici derecede güncel olan bir konuda yazılmış tek kitap olduğu için büyük bir boşluğu doldurmaya çalışıyor. Doğrusu bunu başarıyor da. Kitabın ilk bölümü, sosyal bir olgu olarak pop müziğin tanınmasına ayrılmış. Artık pop müzikten bir sanatsal etkinlikten ziyade bir sektör, bir piyasa, bir tüketim konusu olarak bahsetmemiz gerektiğini iyice kavrattıktan sonra, Solmaz, pop müziğin doğal bir şekilde doğduğu Amerika'yla Tükiye'deki müdahale edilmiş durumu kıyaslamamızı sağlıyor. Kitabın ikinci bölümü, 80'lere kadar ülkemizdeki "Batı müziği"nin gelişimini anlatıyor. Bu bölümde yazar, resmî müzik politikasının iki dayanak noktasına; Doğu-Batı sentezi ve çokseslilik dayatmalarına dikkat çekiyor ve bu politikanın nasıl Türk müziğini yasaklayıp Batı müziği adına da hiç bir şey kazandırmadığını gözler önüne seriyor. TRT'nin yönlendirici uygulamalarına rağmen (mesela "Hafif Türk Müziği", ne icat!), Anadolu Pop'un çıkışı ve Erol Büyükburç'un yarattığı etki de atlanmamış. Okay Temiz'in Anadolu Pop'a yönelik eleştirileri ise mutlaka okunması gereken bir sürpriz nokta.
Kaliteli eserlerin seyreldiği, yine de devletin ümitsizce ideal müziğini aramaya devam ettiği 80'li yıllar, üçüncü bölümde ele alınmış. "Devletin yaptığı en büyük hata, türkülere Batı müziğini yamarken bunu sadece Batı klasik müziği örnekleri arasından seçmesiydi. Popüler müzik unutulmuştu" diyor Solmaz.
Kaset satışlarının ve konser sayısının önemli bir artış gösterdiği, Kayahan'ın elit kesim için arabesk ürettiği 1990 yılı, bir dönüm noktası olarak sunulmuş. Ancak bundan sonraki (ve dördüncü bölümde ele alınan) dönemde yaşanan olayın (Yonca Evcimik ve Tarkan'ın çıkışları) tamamen yapay bir patlama olduğu belirtilmiş. Söz konusu olan, halkın kendi müziğini dinlemeye devam ettiğini görmezden gelen, hedef kitlesi "teenager"lar, ilkesi "imaj" olan yeni bir sektörün doğuşudur. Bunu, TRT yasaklarından ansızın kurtulmayla ve özel televizyonların sunduğu sınırsız özgürlükle yaşanan sarhoşluğun sonucu olarak görmek mümkün... Ayrıca, kitapta müzisyenler ve konuyla ilgili kişilerle yapılmış söyleşiler de yer alıyor.
(Cemil Yıldırım, Cevat Yıldırım, Müzik Sadece Müzikse..., Virgül 23 , Ekim 1999)