Fonograf-Gramofon-Taş Plak Yazarı: Cemal Ünlü
Fonograf, gramofon, taş plak... Günlük hayatımızın bir parçası değiller artık. Ancak onlar müzik tarihinin vazgeçilmez tanıkları... Git Zaman Gel Zaman, bu konuyla ilgili yazılmış en kapsamlı eser olarak müzikçiler, tarihçiler ve koleksiyoncular için önemli bir kaynak olacaktır. Cemal Ünlü, 1991 yılına kadar sadece koleksiyoncusu olduğu taş plaklar konusunda Türkolog Dr. Robert Anhegger'in özendirmesiyle araştırma yapmaya başladı.
1996 yılında düzenlenen 'Gramofon ve Taş Plak' sergisinin danışmanlığını yaptı. 1996 yılında başlamak üzere çeşitli firma ve kuruluşlara eski kayıtlardan aktarılmış 20 kadar CD gerçekleştirdi. Açık RadyoÕda toplam dört buçuk yıl süren 'Taş Plaklarda Saz ve Söz' ve 'Sadânüvis' gibi programlar yaparak eski kayıtların tanınması, sevilmesi yönünde çalışmalar yaptı. Git Zaman Gel Zaman, Cemal Ünlü'nün bu birikimlerini okurla paylaştığı kapsamlı bir eser.
Bu kitapta bulabileceğiniz konulardan sadece birkaçı. Ayrıca, kitaba eklenen CD-ROM'da 1905-1965 yılları arasında yayımlanmış taş plak kataloglarında yer alan 15.000'i aşkın kayıt yer almaktadır. Okura, bu kayıtları firma, eser, makam ve yorumcu ismine göre arama imkânı da sunulmuştur.
Basından
TürkiyeÂ’nin ses tarihi
Cemal ÜnlüÂ’nün yazdığı Git Zaman Gel Zaman. Fonograf-Gramofon-Taş Plak kitabı, TürkiyeÂ’nin yalnız ses tarihini incelemiyor, o ses tarihine paralel, birçok zevk değişimini, yazı üslubumuzu, gündelik zevklerimize yaklaşımın tarihini de veriyor. ÜnlüÂ’nün kitabının başında ses kayıt cihazlarının icadından başlayıp, gelişimine kadar olan tarihi bölüm, özellikle bizde müziğin yaygınlaşmasının, Türk ve Batı müziği ayrımlarının başlamasının niteliği konusunda bize epeyce bilgi veriyor. O bilgiler çok önemlidir, çünkü CumhuriyetÂ’ten sonra ortaya çıkan alaturka-alafranga kavgasının da su yüzündeki özetidir. Belli yaşta olanlar kullanmıştır, bir çoğumuzun çocukluğunda evimizde zemberekli gramofonlar vardı. İğne kutuları kimimizde hálá durur. Kitabın ÖnsözÂ’ünü okuduğunuzda, gerçekten çok emek verilmiş bu kitaba bir çok kişinin, uzmanın, tarihçinin, koleksiyoncunun yardım ettiğini, bilgi pintiliğinde bulunmadığını göreceksiniz. Ne yazık ki bizde sonradan yazılacak kitaplara yardımcı olacak ciddi bir arşiv yoktur. Sözgelimi, Santuri Ethem BeyÂ’in doldurduğu kayıtlardan biri bile bulunamamıştır. Ses kayıt tarihi bölümü, okur için gerekli bir teknolojik giriştir. Bilinen gerçektir ki, teknoloji ile sanatlar, toplumsal gelişmeler, zevk değişimleri arasında paralellikler vardır. Genel icat tarihini izleyen sayfalarda gramofonun önce İstanbulÂ’a, sonra Türkiye geneline yayılışının sonuçları anlatılmaktadır. Hiç kuşkusuz bu aleti sadece dinleme açısından ele almak tek yönlü bir değerlendirme olur, onun kayıt işlevine değinmek gerekir. AnadoluÂ’da halk müziğine ait birçok parça bu aletle kaydedilerek, radyo arşivlerine aktarılmıştır. Her simgenin, her logonun hoşumuza giden bir tarihi vardır. Sahibinin SesiÂ’nin macerası da bu ilgi çekici öykülerinden biridir. Yalnız, Sahibinin SesiÂ’nde görünen köpek Nipper meşhur değildi, İstanbul AnsiklopedisiÂ’nin I. cildinde yer alan Aktör Kedi Tekir de çok meşhurdu. Cemal ÜnlüÂ’nün açıkladığına göre, o da 23 Aralık 1952Â’de yirmi iki yaşında ölmüş, tiyatro bahçesinin bir köşesine defnedilmiştir. Gramofon müzik zevkimizi değiştirdi, dinlediğimiz, sevdiğimiz sanatçıların kayıtlarını evimize götürmemizi mümkün kıldı. Batı müziği tarzında bizim sanatçılarımızın eser icralarının yanısıra Batı müziğinin bestelerini de dinleyebildik. Teknoloji böylece bir açıdan da zevk devrimini sağlamıştı. Cemal ÜnlüÂ’nün kitabında; ilk ses ve saz sanatçılarımızın çalışmalarını okuyabilirsiniz. Yalnız müzik sanatçılarının mı gündeminde fonograf, gramofon var. Ahmet Mithat Efendi bile bir romanında suçlunun ifadesinin bu aletlere kaydolduğundan söz eder. Klásik Batı müziğine ilginin daha çok olduğu dönemler acaba 1930Â’lu yıllar mıydı? 5 Kasım 1931Â’de bir dergide Alfred CortotÂ’nun Sahibinin SesiÂ’nden çıkan BrahmsÂ’ın Macar Rapsodisi tanıtılmaktadır. Kitabın, müzik ve sinema tarihimizin bir dönemine damgasını vuran bir olayına da dikkatinizi çekmek isterim. O da Arap filmlerine Saadettin KaynakÂ’ın yazdığı Türkçe müziklerin konulması meselesidir. Ses tarihimizi okumak gerekiyor, uygarlığın, zevkin neresindeyiz sorusunun karşılığı ancak böyle bulunabilir. Ayrıca kitapla beraber verilen CDÂ’nin içinde müzik tarihimizden 7 parça, bir de taş plakların kataloğu var. (Doğan Hızlan, Hürriyet, 12 Haziran 2004)